Monday, October 22, 2007

Düşüyorum
Dibe vurmak korkusu olmadan
Düşüyorum
Olduğum yaşama bağlı kalmadan
Düşüyorum
Bitmekle,başlamak
Başlamakla devam etmek
Devam etmekle bitmek arasındayım
Hiç olmağım kadar özgürüm
Nefesim ciğerime baskı yapmıyor artık
Sıkkın yürekler gibi nefes almıyorum sık sık
Düşüyorum
Hiç olmadığım kadar mutluyum....

Thursday, October 18, 2007




Madem adımımızı attık bu dünyaya, değişeceğiz.Bir rüzgar escek yapraklarımızı uçurcak,bir selle beraber kayalar vurcak gövdemize yaralanacağız ama yine o doğa iyileştircek yaralarımızı..Güneş vurmuyosa tenimize nasıl umutla bakacağız güne..
Madem hayattayız, nefes alıyoruz..Sevgide hayatın bir parçası o da acı vercek . O da belki birgün mutlu etcek ama sırf sevebildiğimiz için mutlu olacağız bazen ,bazende sevgimize kahredeceğiz." Kalemin kağıdı sevdiği gibi seviyorum kirlenmek pahasına " diyecek belki kalemimiz ,dilimiz..Ama yine o kalem belki bize şekil vercek .Bir yüz olacağız ,bir ağaç,bir ev olacağız belkide bir kalp...

Wednesday, October 17, 2007


Heartsinatlantise Açık Mektup -2


Sevgili dostum, arkadaşım, kardeşim can yoldaşım hia, umarım PTT bir güzellik edip "yahu mektup postada kaybolmuş" ifadesini gerçeğe dönüştürüp, bi önceki mektubun eline geçmesini önlemiştir. Aldıysan da dikkate alma onu şaka yaptık ki olm biz sana yatağın yastığın hepsi yerinde. Seni nasıl sevdiğimizi bilirsin. Tüm ev halkı olarak geçmişe bi sünger çekelim dedik canım arkadaşım. Bu mektubu Ankaraya dönmen için tüm ev halkı adına en yakın arkadaşın olarak ben yazıyorum...

Heyyytt bee can yoldaşım kardeşim oda arkadaşım öyle özledim ki seni ne günlerimiz oldu seninle, sabaha kadar oturup muhabbet etmelerimizi, dertlerimizi paylaşmamızı özledim, gerçi ben anlatırken hep uyuyakalırdın, uyumasanda moral vereceğin yerde "la olm sen de ne mal adamsın" gibi; üzerimde negatif etki yapan ve senin gözümde en az karşımda "yo yo dostum" diyen bir hop-hopçu gibi görünüp sinir olmama sebep olduysan bile seviyordum seni. Hatırlar mısın hasta oldğunda sabaha kadar başında beklemiş ateşini düşürmeye çalışmıştım, düşmeyince de seni eczaneye götürmüştüm. Senden kaptığım virüslerle yatağa düşmemden sonra senin zerre kadar umrunda olmayıp "la olm geberiyorum bi su getir la" diye ben yatakta kıvranırken "la kalk kendin al benim çıkmam gerek kızla buluşacağım" demen de benim için önemli değildi aslında iyileştikten sonra azını burnunu kırdığım için özür dilerim arkadaşım hia, çok pişmanım. Heeey heyyy eskilerden bahsedince çok duygulandım bak.

Lafın özü arkadışm tek ben değil tüm ev halkı özledi seni. Evdeki kedi bile özledi la seni. Valla bak. Dün sabah baktığımda hani o pis kokan çorapların var dı ya onlarla oynuyordu bugün de en sevdiğin lacivert t-shürtün vardı patilerinin arasında bir iki tırmık atıp parçalamış ama önemli değil, kedi işte. Eline nerden geçirdiyse yaramaz şey.

Neyse mektubumda sona yaklaşırken bi daha çağrı yapıyorum hia sana: Dön Ankaraya. Olm dön bak. Dön gel lan. Dönüyo musun?? Gel artık bak. Gelirsin değil mi bir kaç güne? Valla İskenderuna kadar gelir azını burnunu kırarım hia ev kirası su faturası elektrik parası doğalgaz faturası hepsi birikti ödeyemeyoruz lan gel bize olan borçlarınla kapatalım şu faturaların borcunu bu işi tatlıya bağlayalım. Yukarıda yazdıklarımın alayı da yalandı. Neyini özleyecem lan senin o pis kokunu mu iğrenç horuldamanı mı? T-shürtünü de biz verdik kediye.

En kısa zamanda Ankaraya dönüp borçlarını ödemen dileğiyle.
Sevgiler...

Monday, October 15, 2007




Derinlerinde saklı gözlerimde kanlı yaş
Sen içinde aklım ölmekte bir telaş
İsyan kalbim içimdeki savaş
Yavaş yavaş karardı gökyüzüm
Dikenlerim mi vardı kimse kalmadı hoş
Gözlerimde gece kimse bakmadı loş
Ben kayıp şehirlerimde tek kanatlı kuş
Uçtuğum ufuklara güneş açmadı


Bu şarkıyı dinliyorum şu anda ve benim için önemi benimde tek kanatlı kuş diye bir şiirimin olması..Hatta sevdiğim bir arkadaşım devamını istemişti daha yazamadım en azından şimdilik...

Issız Adada Yalnız Kalsam

Issız odada mahsur kalsam hiçbirşey götürmezdim yanımda ıssızlığım bozulmasın diye...Bazen orda kalmak fikri iyi bile geliyor .Hem karşı cinsten birileri yok bir ilişki sonrası çekilen acılarda yok..Mutlu ilişkilerden bahsetmesin kimse ben görmedim ,duymadım ,bilmiyorum..Hem olsa bile ben yaşamadıktan sonra bana ne faydası olcak..
Herneyse söz yazarlarının takıldığı gibi sadece aşk noktasına odaklanmayalım..Böle yaparsak yazı iyice karamlaşır iyice değilmi??? Bölede şizofrenik hissettim kendimi..Anamm iyiden iyiye sıyırmaya da başladık iyimi :P İdeolojik farklılıklar da yok ortada kendi kendinle çelişmediğin sürece ..
Başka neler olabilir gelemedi aklıma ..Geldikçe eklerim artıkın....

Thursday, October 11, 2007


Türk tarihinin başlangıcından bu yana nice yurt değiştirmişiz ,nice yeri yurt edinmişiz ..Nice zaferlere sevinip nice acılar tatmışız..
Her Türk asker doğar demişler .Bu sözün arkasında durup kadınıyla ,erkeğiyle hem savunmuş yurdunu ,ocağını Türk evladı.
Hep büyük devletlerle mücadele ederken küçüklerin ihanetiyle sarsılmışız..Peygamber neslinden gelir diye saygı gösterdiğimiz Araplar İngilizlerle bir olup arkamızdan bıçaklamışlar,sadık teba dediğimiz Ermeniler öyle..Yunanlar ayrı bir dava .Biz asıl silleyi hep içimizden yemişiz ama hep ayakta kalmayı bilmişiz...Şimdide pkk denilen terör örgütü hain saldırılarıyla çünkü yiğitce savaşmak onlara yakışmaz bizi yıldırmaya tüketmeye çalışıyor..Son zamanlarda nice canımızı kaybettik ama bir söz vardı sanırım kazak türklerine ait..Onların dediği gibi Türk 1 ölür 1000 doğar..






Tuesday, October 09, 2007



Aşktan adam misali
Acıdan nefes alamazken
Önümde günler geçiyor
Sen hala aynı yerde
Sarılmak anlamlanmıştı
Seninle hayat oyalanmıştı
Ne gündüzün gecenin farkında
Şimdi hepsini geri verin bana
Şarkı sözleriyle ve şiirlerle dolu bloglar gördüm..Benim pek tarzım değil ama bu şarkının bu
noktası dikkatimi çekti ekleyeyim dedim...

Wednesday, September 26, 2007

Cannibalismden Heartsinatlantis'e Açık Mektup


Heartsinatlantis'e Açık Mektup
"Sevgili dostum arkadaşım can yoldaşım kardeşim hia" diye başlamak isterdim mektubuma ama ne yazık ki bana attığın son kazıktan sonra sana hala için için küfretmekteyim. Onca sene ekmeğimi, odamı, elbiselerimi, empeüç pileyırımı bile paylaştım seninle; hatta sen ileri gidip terbiyesizce MSNde yazdığım kızın adresini bile istemiştin benden. Şimdi rahatca söyleyebilirim ki aslında hiçbirini paylaşmak niyetinde değildim....

İkiye böldüğümüz ekmeğin sana düşen yarısın bitirdikden sonra benimkine dadanıyordun, elbiselerimi giyip gidiyordun çıkardığında 3 kere yıkamak zorunda kalıyordum zira ter kokun anca çıkıyordu, benden kilolu olup en sevdiğim elbiseyi bolaltıp, genişletip bi daha giyemeyip sana vermem de cabası. Yaa evet; tabiki onun için verdim sana o caanım tişörtü, yoksa ne verecem lan. Empeüç pileyırımı da tuvalete düşürüp tekrar tamir ettirdiğinden beri o aleti elime alamyorum hem eski performansı vermiyor hem de iğreniyorum lan. Oda mevsuna gelince lan her yerde senin elbiselerin eşyaların, elbiselerin, çorapların var. Bi ara "lan olm şu eşyalarını bi düzenle, çok dağınık ve pissin, yeri geliyo kız arkadaşımızı getiriyoruz ayıp oluyo" dediğimde "olm sen topluyorsun ya benimkileri de" diyerek eki eki diye o iğrenç gülüşün hiç aklımdan çıkmıyor hele o iğrenç sesinle geceleri sadece beni değil tüm ev halkını horlamanla uyutmaman da ayrı mesele. evet hia benim gibi evdeki herkes de sana gıcık oluyor. Diyeceğim odur ki hia seni evden atma planları da yaptık zamanında, ama kira meselesi yüzünden seni evde tuttuk.

Her gün "olm hatunla buluşacağım bana para lazım" diyerek tırtıkladığın paraları saymazsak bana yaklaşık 1600 ytl borcun var heartsinatlantis arkadaşım. Zaten benden aldığın paralarla buluştuğun o hatunun da benim okulda her gün içimi geçirerek bakıp, "olm ne güzel kız lan çok fena aşık oldum" diye sana dert yandığım kız olması da bardağı taşıran son damla oldu.

Kazığı yediğimi fark ettiğim o günü hiç unutamıyorum hia. Gözlerimin önünde, rüyalarımda hep o sizi beşevlerde kafede el ele oturup birbirinize gülüştüğünüz ve beni görmemezlikten geldiğin o gün var hia. Bunu bana yapmayacaktın akadaşım. Haberin olsun evdekileri de "olm senin kız arkadaşına da asılıyodu bu terbiyesiz, bana anlatıyodu lan ismailin kız arkadaşı da daş gibi diye ama ben söyleyemiyordum size" diye gazladım. Olm yatacak yerin yok yatağını, yastığını, elbiselerini sen olarak düşünüp bi güzel dövüp parçaladık. Hatta İsmaile gazı nasıl verdiysem hızını alamayıp senin yatağa sopayla daldı.

Neyse hia demem o ki bi yanlış yapıp İskenderundan Ankaraya döneyim deme...

Sunday, September 23, 2007



Ya ölüm ya hayat ..Ya karanlık ya aydınlık..Ya ellerin yada ayrılık..Her yol başında bir seçime zorlandık.Bu hayat neden hep yokuş.Nerede bizi bekleyen umutlar ,nerede hep aradığımız bulduğumuzda da değerini bilmeyip terkettiğimiz dingin kıyılar.Bu sefer senle varmak istiyorum oralara.Belki bu sefer değerini bilirim.Anlarım belki anlatılamayan tüm şeyleri...

Gözlerin dipsiz bir kuyu.Bakamıyorum korkumdan kaybolurum diye derinliğinde..Ellerin uzak ve bana tuzak.Kıskacındayım hayatın.

Yinede tek seçimsin sen.Başka yollara gitmez ayaklarım .Başka sesi duymaz.Başka gülleri tutamam en dikenlisi sen olsanda.Başkasını koklayamam zaten..Ölümsen sen..Vazgeçtim benliğimden..



Sunday, September 16, 2007



Aşk elini tutamayışım incinirsin korkusuyla...Herşeyimi paylaşırım seninle ama bendeki ateş seni de yakar korkusuyla tutamam ellerini..


Ne kaldı ki gerçek olan.Sevip güvendiğimiz herşey yalan oldu sırayla..Popüler kültüre yenik düştü içimizi sıcak tutan herşey..Aşk adı altında piyasaya sürüldü tüm yalan sevişler..



Her konuda bencilleşebilir insan..En sevdiği oyuncağını paylaşamaz bazen kimseyle ama aşk öyle değildir.Tek bünye kaldıramaz , ağır gelir insana.Aşk senin olursa canını yakar benim olursa canımı yakar ikimizin olursa işte o zaman yaşanılır....

Saturday, September 15, 2007


Susturdular içimdeki sesi,mühür vurdular hayallerime...Gam , keder saldılar üzerime ..Hava soğuk ,yağmurlu..Ama benim mevsimim sensin..Yıldırmaz dışardaki çetin fırtınalar, kar ,soğuk..Sele vermem umutlarımı ..Duyulmaz belki çığlıklarım, sesim çıktığı için boğuk boğuk..Ama ben dalgalar arasındaki ufak bi sandal olsamda sen sarp kıyıdaki fener..Umutsun içimde yaşamaya dair ,sevmeye dair...Nokta koyduğum herşeye bir virgül , bir üç nokta..Sen varsan içimde hayat hala devam ediyor...

Thursday, September 06, 2007

Tüm masallarda kahraman ben olayım ama sen olcaksan prenses...Çöllere sürüleyim ama içinde boğulacağım kumum sen olcaksan ...Yanıp kül olayım ama doğacaksam sende zümrüdü anka alevinde....izinde kaybolayım geri dönceksen eğer..

Tadı kalmamışsa aşkın dillerde.Senle tatlanır,nağme bulur,ezgi olur tüm şarkılar..Kanacak bi yanı kalmamışsa yalanların.İnanılır yanı olur senin dilinde..Yaşamaya neden bir sen varsın .Ölmeye tüm nedenler sen..Zehir olsa bile dilinde konuş ölürüm senin için öleceksem...

Friday, August 31, 2007

Yüzümü döndüm güneşe arkamıysa dünyaya..Güneş yaktı tenimi , halsiz bitkin bıraktı ama hançerleyen dünyaydı..

Yağmur yağdı. Cansız olduğunu bilmesem göğün ağladığını düşüncektim ..Sokakları sel kapladı..Yağan yağmurdu ama yağmura dayanamayıp çoraplarımı ıslatan ayakkabılarım.

Elma kurduna kızmadım hiçbir zaman çünkü o elmayı benden önce o görmüştü ,o sevmişti..

Nihayetsiz değildi hiçbirşey ama bitti dendiğinde bitişinde sevdim bitiremediğim tüm şeyleri...

Sen yaralı bir çiçek gibi
Saklanırken ellerimde
Ben
Sen ölürsün korkusuyla
Hiçbir eli
TUTAMIYORUM...

Saturday, August 18, 2007


Herşeyde sen.Vazgeçsem de birşeylerden.Kulağımdaki çınlama gibi geliyorsun aniden.Batıl olmasada hiç bir inancım ..Senin adını sayıklıyorum her seferinde söledikten sonra diner ümidiyle..Dinmesede başka isim dökülmüyor dilimden..Sol kulağım olsada çınlayan.Kötü olsada anışın yeterki ismim dökülsün dudaklarından..An adımı ve ben öleyim sonra yüzümde son bir gülümsemeyle...

Tuesday, August 14, 2007

Bir anda başlar herşey bir anda biter..Günü saati yoktur bitişlerin ve başlangıçların..Aylarca veya yıllarca sürer sancılar ama unutuşlar bir andadır..Kaderin bizden vazgeçişi ,ölümün tutuşu elimizi..Çok uzun gibi gelsede herşey bir anda..

Wednesday, July 18, 2007



Hiçbir papatyayı kurban etmedim bu sonsuz yalnızlığıma
Hiçbir eli tutmadım senin yokluğunda sigarayı tuttuğum gibi
Ben hep uydum kurallara
Ama aşk hep sınırlarımı çiğnedi





Nihayetsiz bi yalnızlık değildi bu Biliyorum
Ama sen yoksan
Ben hakkımı
Yalnızlıktan yana kullanıyorum

Tuesday, July 17, 2007

Yazın rehaveti ve 3. blogun gelişiyle ihmal etmiş bulunduğumuz ilk blogumuzu hatırlatma ve aynı zamanda diğer bloglarımıza değinme yazısı bu...Zaten pc başından uzak oluşum hasebiyle genel olarak tüm bloglar ihmal altında ama en çok ihmal ettiğim bu sanırım...Sanmıyorum bu zaten...

öncelikle blog tarihimizi inceleyelim...

hia-xean.blogspot.com (günlük bir doz sen yeter mutlu olmama) ilk açtığım blog aslında 2. olsada blog yapma işine bazı arkadaşların gazıyla bu blogla girdim...Daha blog nedir tam bilmezken aslında blog açmış olduğumu farketmeden açmışım...Yazı tipi çok geniş..Ama genelde aşk ve aşk acıları üzerine ...

mutsuzlugunresmi.blogspot.com (mutsuzlugun resmini çektim )

mutluluğun resmini çekmenin zorluğuyla acılmış 2 .blog ..insanın neden ve nasıl mutsuz olduğuna bazende mutsuz olmaya zorladığını açıklayan yazılarımızı içerisinde barındırıyor...

heartsinatlantis.blogspot.com (ruhumun odaları )

aslında ilk açtığım blog ama farkedilmeden açılmış..bişilerden kaçmak veya kaçmak zorunda kalmak üzerine yazıları içeriyor...

yarimkalanduslerulkesi.blogspot.com

bazı şeyleri düşleyemedik bile yada düş iken kabusa çevirdiler...

Tuesday, June 19, 2007

Savaş boruları çalmıyor artık...Yenilgiyi kabul ettik kaçıyoruz kalbimizin en derinlerine..Ama yenilgiden çok vefasızlıktan gözlerdeki yaş..Kaçıyoruz ve ağlıyoruz yanan ve harap olan umutlarımıza bakarken..



Güzel günler geçirmeyi hayal ederken..En güzel elbiselerimizi ,en güzel gülüşlerimizi takınmışken hafiften yağmur dokunuyor tenimize..Sonra hızlanıyor ..Kaçıyoruz sığınaklarımıza..Ayrılık düşüyor bizimde hakkımıza...



Karı seviyoruz..Altında elele tutuşup yürümeyi onca soğuğa rağmen..Sonra senin evinin önüne geliyoruz ve yaklaşıyor ayrılık..Bitti diyoruz ..Bitiyoruz..Kar artık o kadar güzel değil...


Sunday, June 17, 2007

Gözlerimi açamadığım için bakamadım güneşe
Yağmurdan ıslanmak varken koridorlarda sıkışıp kaldım
Yeşillerde oturmak yerine kuru tahtalarda hayal edebildim sadece
Ellerini tutmak yerine hayal edip acıyla boşlukları sıktım
İpek tenin yerine yastıklara sarıldım..


Nerden baksan hayat...Senden alacaklıyım !!!